plutondan selam var
Video sent by bokumdakiboncuk
köprüsü yıkılsa da uydusu var gelip geçmeye
Köy öğretmenlerinin ve köy okullarının öykülerinden, zor koşulların getirdiklerini aşmaktan bahseden, ihtiyaçları olan köy okullarının duyurularının yer aldığı , köyöğretmenlerine ve köy okullarına adanmış bir blog sitesi.insanoğlunun ilk uzaya açılıp aya gitmesiyle uzay çağı başlar. uzay çağı dünyalılar için bir ilerleme çağıdır; binlerce yıl böyle yaşamışlardır. uzay çağı geçmiş, zaman ve yaşam galaksi çağına ulaşmıştır. yüzbinlerce yıl geride kalmış, dünya ve gezegenler sistemi uzayda galaksi sistemine dönüşmüştür. medeniyetler, tarihler geride kalmış, insanlar ilk çağlardaki gibi basit yaşamla yetinmeye başlamışlardı. ve bütün güçleriyle ölümsüzlüğü bulmak, devamlı yaşamı sağlamak için amansız bir çalışma ve mücadeleye girişmişlerdi.
bu çağlarda dünya milletleri, medeniyetleri, ırkları, dinleri ayrı devletler halinden çıkıp tek bir varlık haline geldiler. tek bir dünyalının yayışları ve kavimleri galaksi çağının dünya insanlarını meydana getiriyordu. dünya çılgın bir nükleer silahlanmanın sonucu olarak yokolma tehlikesiyle karşı karşıya gelmişti. dünya bu gibi tehlikeleri bir kaç kez geçirmiş, hiçbir kuvvet dünyayı yok edememiş fakat dünya bazı zamanlarda parçalara ayrılmış, dünyadan kopan parçalar uzayda meteor taşları haline gelmişti. bazı gezegenlerde hayat devam etmekte, yaşam sürmekteydi.
ama nükleer savaş çok hızlanmıştı. hükmetmek, daha güçlü olmak için bu güzel, mutlu dünya delice parçalanırken birden gizli ve çok güçlü bir düşmanla karşı karşıya kalındı. beş milyar yıl önce ışın ve enerjiden madde haline gelen dünyamız galaksi çağında lazer ışınlarının etkisiyle toz bulutları haline gelip parçalanmaktadır.
bu düşman kimdi? hangi galaksideydi? bütün dünyalılar bu tehlikeye karşı tek bir silah kullandılar: insan beyin gücü ve iradesiyle birleştirilmiş bir tabakayla karşı koymaya başladılar. insan beyin moleküllerinin sıkıştırılmasıyla oluşturulan bir tabaka dünyayı koruyordu. dünya her saldırı karşısında toz bulutu haline gelmekte, önündeki koruyucu kalkanın arkasına sığınmaktaydı. bu kalkanı delecek tek güç insan beyni ve iradesiyle yaratılacak bir silahtı. ama gerçekte galakside bulunan dünya düşmanları silahları ne kadar güçlü olursa olsun, beyinleri yoktu.
dünya ve insanın değeri sonsuzlukta en büyük silahtı. dünyalılar bu bilinmeyen düşmanı aramaya başladılar. ama ne yazık ki gönderilen hiçbir savaşcı geri dönmedi. dünyalılar toplandılar, kavimler biraraya gelip çare aradılar. tek çare düşmanı bulup savaşmaktı. en güçlü, en büyük iki türk savaşçısı ve diğer dünyalılar uzaya açılıp, bilinmeyen düşmana savaş ilan ettiler. bazı dünyalılar bu savaşa katılmadılar...
fakat hayal güçlerini gerçek ve mantıkla birleştiren her insan bu savaşa katılıp kazanmak azmindeydi.
Salaklık Tarihine Geçenler
• Jake Fen isimli Macar adam, esini korkutmak için kendini asmis pozu verdi... Eve gelen es kocasini o halde gorünce bayildi..Kapiyi açik gören komsu kadin içeri girince iki cesetle karsilastigini sanip evi soydu.Topladiklari ile çikarken Jake kadina bir tekme atti. Cesedin canlandigini sanan kadin korkudan öldü..Jake beraat etti..
• New York'ta 5'inci caddede bir adama araç hafifçe çarpti. Adama birsey olmamisti.. Soförle konustu ve kalkacakken olayi gören biri yanina gelerek,kalkmazsa sigortadan para alabilecegini soyleyince yeniden aracin önüne yatti. Araç sürücüsü ise adamin gittigini düsünerek gaza basti ve adam öldü...
• Bayan Carson Amerika'nin New York kentinde yasiyordu.. Birgün eglenmek için cenaze isleri yapan bir sirketle anlasti. Sirket eve telefon etti ve bayan Carson'un kalp krizi geçirip öldügünü söyledi . Aile hemen kostu. Bu sirada tabutun içinde yatan bayan Carson birden dogruluverdi. Ama kizi o anda kalp krizi geçirip öldü...
• Romollo Ribaldo issizdi. Pisa kentinde oturan 42 yasindaki bu Italyan birgün, tabanca ile intihar etmeye hazirlandi. Esi onu engellemek icin dil döktü.. Sonunda Romolo aglamaya basladi ve intihardan vazgeçip silahini yere firlatti. Ates alan tabancadan çikan mermi esine isabet etti ve esi öldü...
• Kansas Wichita'daki polis,havaalanı otelinde 22 yaşında bir adamı sahte 16 dolarlık iki banknotu kullanmaya çalışırken yakaladı.
• Güney Afrika Johannesbur'da iki adam birbirlerinin kafası üzerine koydukları bira kutularına ateş ederlerken birisi arkadaşının yüzüne ateş etti.Adam ağır yaralandı.
• Bir şirket,çalışanlarının iş başında güvenli gözlük kullanmalarını teşvik etmek için özel bir film izletti.Kanlı iş kazalarını gösteren film o kadar canlıydı ki 25 kişi odadan kaçtı.13 işçi bayıldı.ve işçilerden biri sandalyeden düşerek kafasını yardı.
• Washington'da bir suçlu hapishaneden kaçtı.Birkaç gün sonra kız arkadaşıyla yemeğe gitti.Ama uzun süre geri dönmeyince kız arkadaşı merak ederek polise haber verdi.Polisler adını duyunca kim olduğunu anladılar ve yakaladılar.
• *Michigan lonia'da sarhoş bir hırsız,iki hizmetçi kızdan nakit para istedi,kızlar parayı vermeyi reddedince adam polis çağıracağını söylerek onları korkutmaya çalıştı.Kızlar aldırmayınca adam gerçekten polis çağırdı ve tutuklandı.
• *Pennsylvania Radnor'da bir şüpheliyi sorguya çeken polis,şüphelinin kafasına metal bir süzgeç yerleştirmiş ve tellerle fotokopi makinasına bağlamıştı.Polisin Fotokopi makinasında şüphelinin yalanlarının yazdığını söylemesi inanan şüpheli suçunu itiraf etti.
İKİZİNİ ÖLDÜRDÜ -
Marko ve Roberto de Solisa adlı iki kardeş, birbirleriylepek iyi geçinemiyorlardı. Roberto'nun sık sık kendisiyle dalga geçmesinedayanamayan Marko, kardeşini, kafasına sıktığı tek kurşunla öldürdü. Bubasit bir cinayet gibi görünebilir. Ancak gerçek öyle değil. Çünkü Marko ile Roberto aynı dolaşım sistemini paylaşan yapışık ikizlerdi. Roberto'nun ölümünden 5 dakika sonra, kan dolaşımı duran Marko da öldü.
MAYINLA FUTBOL -
Komboçya'da 2 asker, patlamamış mayınla futbol oynamaya kalkınca hayatlarını kaybetti. Olayı ilginç kılan bir başka nokta, parçalanarak can veren 2 askerin, Kamboçya ordusunun "en iyi mayın uzmanları" arasında yer almasıydı.
TÜKÜRÜK KURBANI -
ABD'nin Alabama eyaletinde 25 yaşındaki bir asker tükürme alışkanlığının kurbanı oldu. Pencerenin kenarına oturarak, tükürüğünü, büyük bir tencere şeklindeki sokak lambasına isabet ettirmeye çalışan asker, dengesini kaybedip 11. kattan düştü.
COLADAKİ ÇİVİ -
New Hempshere eyaletinde 10 yaşında bir çocuk, kolasını çiviyle açmaya çalışırken hayatını kaybetti. Kolanın içindeki gaz basıncıyla fırlayan çivi, çocuğun boğazına saplandı ve çocuk yaşamını yitirdi.
ÖLECEĞİ VARMIŞ -
Amerikalı bir genç, bunalıma girerek 10. kattan aşağıya atladı. Aynı binanın 9. katında, gencin, birbirleriyle sürekli kavga eden anne ve babası oturuyordu. 8.katta ise intihar eden gencin hayatını kurtarabilecek çelik bir ağ vardı. Gencin intihara kalkıştığı sırada, 9. katta anne ve babası yine kavga ediyordu. Eşine iyice sinirlenen baba, elindeki av tüfeğinin tetiğine bastı. Anne kendini yere atarak hayatını kurtardı, ancak tüfekten çıkan saçmalar, o sırada 9. katın hizasında bulunan gencin başına isabet etti.
• Arizonalı bir adam kelepçelerle oynarken kendini kelepçeledi ve anahtarı bulamadı...
Kendisini kurtarmak için çilingir çağırmak yerine polisi arayınca başı belaya girdi...
Onu kelepçeden kurtaran polisler, ödenmemiş bir kefalet borcu bulunduğunu belirleyince onu yeniden kelepçelediler...
• Gillette şirketi 1902 yılında güvenli jilet satmaya başladığında
yüzlerce erkek satın aldı.Sonra da bu jiletlerin sakallarını kesmediğini
söyleyerek onları çöpe attılar. Gillette yetkilileri, mutsuz müşterilerin
tıraş olmadan önce jiletin sarıldığı kağıdı çıkarmadıklarını fark ettiler.
• Chevrolet, yeni model arabası için "Nova" ismini buldu ama sonra
arabayı Latin Amerika'da satamayacakları anlaşıldı... Çünkü "Nova",
İspanyolca'da "gitmez" anlamına geliyordu.
• 1932 yılında Los Angeles olimpiyatlarında Fransız atlet Jules
Noel'in disk atmada kırdığı olimpiyat rekoru sayılmadı. Çünkü atışı
izlemesi gereken bütün hakemler, sırıkla yüksek atlama yarışmasını
izlemek için arkalarını dönmüşlerdi...
• 1840'da ABD başkanlığına seçilen William Henry Harrison, çok
soğuk bir günde Washington'da açık havada düzenlenen göreve
başlama töreninde şapka ve palto giymeyi reddederek yaptığı
uzun konuşma sonucu zatürre oldu. Yeni başkan sadece bir ay görev yaptıktan sonra öldü.
• Meksika'daki bir sağlıklı yaşam merkezinin sahibi, vasiyetine
mezarlığın sigara içilmeyen bölümünde gömülmek istediğini ısrarla ekletmeye çalıştı.
• 1971'de toprak kaymalarını incelemek isteyen Japon bilim
adamları, büyük bir yağmur fırtınası efekti yapmak için bir tepeyi yangın
hortumlarıyla adam akıllı suladılar. Bu yüzden tepenin çökmesi sonucu meydana
gelen heyelanda, dört bilim adamıyla 11 izleyici hayatını kaybetti.
• Fransız ordusu, askerlerin mayın tarlalarında yürüyebilmelerini
sağlayan patlamaya dayanıklı botlar icat etti. Fakat botlar o kadar ağır ve
içinde yürünmesi o kadar zordu ki, askerler mayınlarla havaya uçmadan önce
pusuya yatan düşman askerleri tarafından vuruluyorlardı.
1985'de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında
kimsenin boğulmamasını kutlamak için bir parti verdiler. Partide
konuklardan biri boğuldu.
• 1975'de İngiliz bir çift televizyonda en sevdikleri programı
izlerken erkek yarım saat süren bir gülme krizi sonucu kalp krizi geçirerek öldü.
Eşi, cenazeden sonra programın yapımcılarına bir mektup yazarak,
kocasını hayatının son dakikalarında bu kadar mutlu ettikleri için teşekkür etti.
• 1983'de mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir
kadın polislere eğer onu bırakmazlarsa morarana kadar nefesini
tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten
ölünceye kadar nefesini tuttu.
Yaşamak kadar gerçek olan ölüm, kabullenilmesi zor bir durum. Ölüm, sadece trafik veya uçak kazalarıyla gelmiyor. Çok küçük işler gibi görünen birçok olay da can kaybına neden olabiliyor. Kişinin karşısına nerede ve nasıl çıkacağı belli olmayan ölüm, bazen ilginç vesilelerle geliyor.
İşte en ilginç ölümler:
- Buenos Aires'te karısına sinirlenip onu öldürmeye karar veren adam, otelin 23. katındaki odalardan karısını aşağıya atar. Kadın elektrik tellerine takılır. İşini sağlama almak isteyen adam, karısının peşinden atlar. Tellere tutunamaz, yere çakılır.
- Mısırlı çiftçi, Nil Nehri'ne düşen tavuğunu kurtarmak için suya atlar. Ancak girdaba yakalanır. Kıyıya dönemeyince, bağırarak yardım ister. Bu kez oğlu atlar suya. O da girdaba kapılır. Beraberce yardım isterler. Derken adamın kızı, karısı da aynı kaderi paylaşır. Sonunda tavuk kurtulur ama ardında 6 ölü bırakır.
- Iraklı terörist Khay Rahnajet, içinde bomba olan paketi postayla suikast adresine göndermeye kalkar. Ancak yeterli sayıda pul yapıştıramadığı için, paket ev adresine geri gönderilir. İçinde bomba olduğunu unutan acemi terörist paketi açar ve sonrası malum.
- Astronot biliminde çığır açan Danimarkalı bilim adamı Tycho Brahe, vaktinde tuvalete giremediği için öldü. 16. yüzyılda yemek bitmeden sofradan ayrılmak hakaret sayılırdı. O gece, şölene gelmeden önce tuvalete girmeyi unutmuştu. Yemekte içkiyi fazla kaçıran Brahe, izin isteyemeyecek kadar nazikti. İdrar kesesi patlayan bilim adamı, 11 gün acı çektikten sonra öldü.
- Güney Afrika'nın Cape Town Şehri'ndeki bir hastanede gizemli olaylar oluyordu. Üstelik ölümlerin hepsi, cuma günleri 311 numaralı yoğun bakım odasında gerçekleşiyordu. Hemşireler ve doktorlar buna bir çözüm bulamayınca, devreye polis girdi. Araştırmalar sonuç vermedi. Sır ölümlere uzun süre açıklama getirilemedi. Uzmanlar, odanın havasını bakteriyolojik olarak kontrol ettiler. Sonuç sıfırdı. Bu arada ölümler devam etti. Sonunda oda sürekli olarak gözetim altına alındı ve neden ortaya çıktı. Cuma sabahları saat 06.00'da odaları temizleyen görevli, hastanın başındaki solunum cihazının fişini çekerek elektrik süpürgesinin fişini takıyordu.
- Marco ve Roberto adlı iki kardeş, hiç geçinemiyorlardı. Roberto'nun sık sık kendisiyle dalga geçmesine dayanamayan Marco, kardeşini öldürdü ama onun ölümünden 5 dakika sonra kendisi de öldü. Çünkü Marco ile Roberto, aynı donanım sistemini paylaşan ikizlerdi. Roberto ölünce, Marco'nun da kan dolaşımı durmuştu.
- ABD'nin Alabama Eyaleti'nde 25 yaşındaki bir asker tükürme alışkanlığının kurbanı oldu. Pencere kenarında oturarak tükürüğünü sokak lambasına isabet ettirmeye çalışan bir asker, dengesini kaybedip 11. kattan düşerek hayatını kaybetti.
- 1995 yılında Coca Cola makinesinden bedava soda almaya çalışan bir adam, aniden fırlayan kola kutusu yüzünden hayatını kaybetti.
- Jake Fen isimli Macar adam, eşini korkutmak için kendisini asmış pozu verdi. Eve gelen eş, kocasını o halde görünce bayıldı. Kapıyı açık gören komşu kadın içeriye girince, iki cesetle karşılaştığını sanıp evi soydu. Topladıkları ile çıkarken, Jake kadına bir tekme attı. Cesedin canlandığını sanan kadın, korkudan öldü.
- New York'ta caddede bir adama araç hafifçe çarptı. Adama bir şey olmamıştı. Şoförle konuştu ve kalkacakken olayı gören biri yanına gelerek, kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyleyince yeniden aracın önüne yattı. Araç sürücüsü ise adamın gittiğini düşünerek gaza bastı ve adam öldü.
- Bayan Carson, Amerika'nın New York Kenti'nde yaşıyordu. Bir gün eğlenmek için cenaze işleri yapan bir şirketle anlaştı. Şirket eve telefon etti ve bayan Carson'un kalp krizi geçirip öldüğünü söyledi. Aile hemen koştu. Bu sırada tabutun içinde yatan bayan Carson, birden doğruluverdi. Ama kızı o anda kalp krizi geçirip öldü.
- Romollo Ribaldo, işsizdi. Pisa Kenti'nde oturan 42 yaşındaki bu İtalyan, bir gün tabanca ile intihar etmeye hazırlandı. Eşi onu engellemek için dil döktü. Sonunda Romolo, ağlamaya başladı ve intihardan vazgeçip silahını yere fırlattı. Ateş alan tabancadan çıkan mermi eşine isabet etti ve eşi öldü.
- Sibirya'nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa götürülüyormuş. Mısır tarlasının ortasında, tabut köylülerin ellerinden düşüvermiş. Tabutun içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış. Akıntı, cesedi dinamitle avlanan balıkçıların yanına sürüklemiş. Balıkçılar "Acaba adamı dinamitle biz mi öldürdük?" diye endişeye kapılarak, cesedi askeri kışlanın tellerine bırakmışlar. Nöbetçi er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi yaylım ateşine tutmuş. Hemen ambulans çağrılmış. Delik deşik olan ceset, hastaneye kaldırılmış. Operasyon 6 saat sürmüş. Ameliyattan çıkan doktor, alnından akan terleri silmiş ve "Çok zor oldu ama galiba yaşayacak" demiş
- 1983'te mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın, polislere 'eğer onu bırakmazlarsa' morarana kadar nefesini tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar nefesini tuttu.
MEDYA NOTU
EMRE KONGAR
SAVAŞ AY'IN UNUTULMAZ RÖPORTAJI
Savaş Ay, habercilikle magazini, kendi üslubuyla bütünleştirip Türk medyasında özel bir tarz oluşturmuş bir gazeteci.
Esas olarak televizyonda parlamış bir gazeteci gibi görünüyor.
Ama bütün özel yetenekli insanlar gibi her ortamda başarılı olma niteliği var.
Son zamanlarda, zaten yazarı olduğu Sabah gazetesinin Cumartesi ekinde "Anlat Savaş Abi'ne" adı ile yeni bir röportaj dizisi başlattı.
Genellikle magazin dünyasının "ünlüleri" ile konuşuyor.
4 Eylül 2004 Cumartesi günü, Tuba Altıntop adlı bir genç hanımla yaptığı konuşma yayınlandı.
Yazının başlığında "Şarkıcı Rafet El Roman'la olaylı şekilde boşanan Tuba Altıntop" diye tanıtılan bu genç hanımla yaptığı konuşmanın bazı bölümlerini, "tarihe geçecek" nitelikte gördüğüm için, yorumsuz olarak sütunuma alıyorum:
S. A.: (Boşandıktan sonra) Ne zaman başkasıyla oldun?
T. A.: Epey sonra bir arkadaşım vasıtasıyla hayatıma bir insan girdi. Hakan Tanrıkut, Tekstilci.
S. A.: Sonra?
T. A.: 3 kişiydi Rafet'ten sonra. Beni severler, anlarlar sandım. Yanılmışım. İnsanların çoğunun şeyi kaymış artık? Çok eşlilik marifet değil ki. Hayvanların bile tek eşi vardır. Bir aslanın muhtemelen bir tek kaplan eşi vardır. O avlanır kadın kaplan da çocuklarıyla meşgul olur. Kaldı ki dediğin gibi ben muhafazakar bir insanım. Ceyhanlı'yım.
* * * S. A.: (T. A. "milliyetçiyim" dedikten sonra) MHP'nin başında kim var?
T. A.: Osmaniyeli bir bey var da adını unuttum.
* * * S. A.: Hobilerin ne senin?
T. A.: Şiir yazarım.
S. A.: Kim var sevdiğin şair?
T. A.: Fahir Atakoğlu? Yok yok o değil? Hah Ataoğlu, bir şey Ataoğlu.
S. A.: Ataol Behramoğlu mu?
T. A.: O işte. Evde üç tane büyük kitabı var seri. Antoloji yani. Kişinin kendi yazdığı tüm şiirlerin alt alta birleşmesi. Ama içinde şey de var. Tüh! Bende inanılmaz isim kaybı var. Vitaminsizlikten galiba. O tanıdığımız isim var. Sürgüne gitti hani. Yaşlı? Büyük? Yasaklandı ya? Hani başka ülkelerde ödüller verildi. Çok büyük. Bizim oralı. Adanalı?
S. A.: Yaşar Kemal mi yoksa?
T. A.: Hah Yaşar Kemal.
S. A.: Şair ha?
T. A.: Evet İstanbul üzerine tüm şiirlerini okudum.
* * * S. A.: (T. A. "Bu arada tarihim de çok iyidir. Kanuni'yi mesela çok severim. Yapıtları mesela. Camiler Osmanlı figürleri" dedikten sonra) Peki en büyük eseri ne Kanuni zamanının? Hangi cami?
T. A.: Aya Sofya tabii ki.
* * * S. A.: (T. A. "Milli bayramları severim. 23 Nisan, 19 Mayıs" dedikten sonra) Ne olduydu 19 Mayıs'ta?
T. A.: Atatürk Samsun'a çıkartma yaptı.
S. A.: Neyle çıkartma gemisiyle mi?
T. A.: Kendi gemisiyle. Savarona'yla. Şimdi özel bir mülkiyet satın aldı o gemiyi.
Yorumsuzdur efem.




Büyük Buluşma, etkinliğin sunucuları Zeynep Tanbay ve Bülent Aydın tarafından okunan "Birarada Yaşam Manifestosu" ile başladı:
BİRARADA YAŞAMI SAVUNALIM
- Biz birarada yaşamı savunanlar,
bugün Kadıköy’de yarın her yerde yan yana geliyoruz.
Zalimin zulmüne karşı mazlumun tepkisini örgütlüyoruz.
Gökkuşağının bütün renkleriyle birarada buluşuyoruz.
- Biz bu ülkenin doğusuyla batısını birleştirmek istiyoruz.
Biz herkesin yaşam tarzına, kılık kıyafetine saygı istiyoruz.
İnsan insanın kurdu olmasın diyoruz.
Bizim dışlayacağımız, başka yere postalayacağımız tek bir yurttaşımız bile yok!
- Biz zorunlu yurttaşlık değil, gönüllü yurttaşlık istiyoruz.
Güvenlik devleti değil, sosyal devlet istiyoruz.
Kardeş kavgasına hayır diyoruz.
Ateşin ateşle söndürülemeyeceğini iyi biliyoruz.
- Gelin, gerilim siyasetçilerine rant kapılarını kapatalım.
Gelin birarada yaşamı savunalım.
Siz ülkeyi yönetenler, hep kendi aranızda konuştunuz.
Şimdi bizi dinlemeye ne dersiniz?
Başkalarının acısını, derdini paylaşmaya var mısınız?
- Onların çözümü çözümsüzlüktür.
bizim çözümümüz barış, adalet, eşitlik ve kardeşlik.
Gelin yaralarımızı birlikte saralım.
Geleceğimizi hep birlikte kuralım.
Gelin birarada yaşamı savunalım.
- Onlar bizi düşman kamplara ayırıyor, biz birarada tutuyoruz.
Onlar nefret kusuyor, biz sevgi ve aşk sunuyoruz.
Onlar karanlığın sesi, biz aydınlığın sesiyiz.
Onlar ülkeyi tek tipleştirmeye, kendilerine benzetmeye çalışıyor.
Biz çeşitlilikten, çoğulculuktan, sanattan, sevgi ve aşktan yanayız.
- Biz biliyoruz ki şiddetten medet umanlar, şiddetin esiri olurlar.
Bize “kırk katır mı – kırk satır mı?” diyorlar
Katırınız da, satırınız da sizin olsun
Biz demokrasi, barış ve özgürlük istiyoruz.
- Dinsin gözyaşı, akmasın artık kan
Yaşasın birlikte yaşam.
İnsanı insan yapan, birarada yaşam.
- Ya hep beraber, ya hiç birimiz
Biz aşkın ve devrimin ta kendisiyiz.
Bu ülke benim senin onun değil, hepimizin
Hepimiz farklı fikirleriz, farklı renkleriz.
- Birarada yaşamı savunalım! Birarada yaşamı savunalım!
25 Haziran 2006
Kadıköy
Tel Cambazlarının Tel Üstündeki Durumu
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.
TURGUT UYAR