Pazartesi, Aralık 19, 2005
Son durak
"Son durak birader" sesiyle irkildi. Gözlerini araladı. İneceği yeri çoktan geçmişti. Dışarıda lapa lapa kar yağıyordu. "Sağolasın kaptan" dedi şoföre, çantasını aldı, son bir kez arkasına, bir şey düşürüp düşürmediğine baktı. İndi. Ne zaman uyuduğunu hatırlamaya çalıştı. Kafasını dolmuşun camına emanet etmiş, kafasındaki düşüncelerle boğuşuyor, bir yandan da kitap okuyordu. Sonra camdaki kırmızı yansımayı hatırladı, minibüsün saati cama yansıyordu ya hani, gece yarısını geçiyordu en son hatırladığında. Kim bilir şimdi kaçtı saat, umrunda değildi. Soğuktu. Üşüyordu. Tek istediği evine gidebilmek ve ısınmaktı şimdi. O saatten sonra dolmuş ya geçer ya geçmezdi. Yürümeye başladı. Suratına vuran, ağzına burnuna dolan kar taneciklerine inat yürümeye başladı. Düşünüyordu. O'nunla beraber kayboldukları o soğuk, o karlı geceyi, o sokakları, ama en çok o'nu düşünüyordu.

Duyduğu çığlıkla irkildi. Uzaktan gelmemişti ses. Biri vardı sokakta, ama yağıştan seçemiyordu nerede olduğunu. "Bana ne? Yardım edecek halim yok hiç" dedi. Evine doğru yürümeye devam etti. Tekrar bir çığlık duydu. Durdu. "Kim var orda?" diye bağırdı, biraz korkarak. "Benim, buradayım, çöpün yanında" dedi kız sesi. Korktu ama gitti erkekliğe bok sürdürmemek için. İlginç bir yüzü vardı oradakinin. Battaniye gibi kalın bir şeye sarınmıştı. Belli, üşüyordu. "Kimsin sen?" diye sordu kız, asıl benim sormam gerekiyor dedi adam.
İsimlerini söylediler birbirlerine, birlikte yürüdüler bir süre.
Kız evine giderken ayağı burkulmuş, düşmüş, kırıldı sanmış. Adama tutunarak yürüyebiliyordu şimdi. Adam "evin nerde?" diye sordu. Yolunu değiştirdi, onu bıraktı önce. Soğuktu. Teşekkür etti kız. Evine gitti adamımız.
Aklında "o" vardı hâla, hayır ayağı burkulan kız değil. O birlikte üşüdükleri ve birbirlerini ısıttıkları o gece geldi aklına sonra. O gece ne kadar da masum, ne kadar da severek bakıyordu gözleri, hatırladı. "Neyin hayalini kuruyorum ki şimdi?" dedi kendi kendine, "olan oldu, biten bitti."
Bitmemişti aslında. Bitmezdi.
Televizyonu açtı, aynı salak magazin programlarından birine takıldı. Kim kiminle sevişmiş, öğrendi, merak etti, "acaba bu gece kimin koynundadır ki "o"?" dedi. saçmaladığını farketti. Televizyonu kapattı. Işıklar açıktı. Uyumaya çalıştı. O gittiğinden beri ışıkları açık bırakarak uyuyordu. Korktuğundan değil, "o" gelirse uyandırmaktan korkmasın beni diye açık bırakıyordu. İlginçti.

Sabah...
bembeyaz bir şehirde uyanılan yeni bir sabah...
bembeyaz gök yüzünde kaybolan umutlar...
hiç görülmemiş birine duyulan heyecan...

hazırlandı, çıktı...
 
posted by bokumda boncuk var at 6:59 ÖS | Permalink |


0 Comments:


eXTReMe Tracker