Pazar, Ocak 01, 2006
bizim çocuğumuz olsana
bir anne baba kendini bilmezliği, komik olayım derken ne yaptığını bilmeme, görmeme durumudur.

Çocuk evin neşesidir'i ters anlayıp, çocuğu şaka yapmaya, eğlenmeye nesne olarak seçmektir.


6 yaşındasınızdır. O çok sevdiğiniz, bayramlarda o sarı kağıtlı çikolatalardan evlerinde bulunduran ve sizi de çok sevdiği için henüz siz 6 yaşın verdiği densizlikle de olsa talep etmeden, o sarı kağıtlı çikolatalardan veren (sanki çok sevmese vermeyecek, 6 yaşındasınız ama) ailenin evine ailecek bir akşam oturmasına, çay içmesine gidersiniz.
Evin teyzesi ile daha önce annenizle olan konuşmalarında, buluşmalarında, dedikodu seanslarında sıkça karşılaşmış, sevgisini ve ilgisini kazanmışsınızdır. O akşam yine şirinliğiniz üzerinizdedir, bir de 6 yaşında olmuş olmanızın verdiği "ben çocuğum lan daha" aymazlığı, içten hareketlerinize dahil olunca, misafir gidilen evin amcası da sizi pek sever.

Akşamın ilerleyen saatlerinde çayıların içilmesinin ardından zigon sehpaların üzerindeki yerlerini alan meyve tabakları ve birer bıçak, "e hadi artık meyvenizi de verdik, yiyin de gidin" anlamına gelmek zorunda olmasa da, misafirliğin sonunun yaklaştığını delalet eder, paralel olarak yeni sohbetler açılmak, uzun sürecek konular hakkında bir konuşmaya başlamak istenmez. Bu isteksizliğin bir sonucu ya etkisi olarak, anne baba ya da amca ve teyze birbirlerine göz kırparak "nasıl da komiğim bak şimdi" dercesine haberleşir, ardından evin amcası halının üzerinde kendi kendine oynayan çocuğa "biz bu akşam ablanla * beraber düşündük, seni evlat edinmeye karar verdik, annen baban da seni zaten istemiyormuş" der. Bir anlık bir "acaba?" sorusuna kapılan çocuk baba ya da annesine "ne diyo lan bu amca?" dercesine baktığında, tarafından "evden hem bir boğaz eksilmiş olur", "yaramazlık yapmandan bıktık senin", "sana bakamıyoruz" ya da "artık seni sevmiyoruz" türevi cümlelerden biriyle karşılaşır. Artık "acaba?" sorusu geçmiş, "evet ya. annem ve babam beni sevmiyor" a dönüşmüştür çocuğun kafasındakiler.
Çocuğun kafa karışıklığını farkeden evin amcası, "bak hem sana yeni oyuncaklar alırız, istediğin kadar da yiyebilirsin sarı kağıtlı çikolatalardan" diye de bir teşvik haline girer. Bu sözleri söylerken 6 yaşındaki çocuğun gerçekten "evet, ben de anne-babamı sevmiyorum zaten, sizin çocuğunuz olayım" demesini bekler sanırım, o amca 6 yaşındayken anne-babasına ne kadar bağlı olduğunu, onlara nasıl aşık olduğunu hatırlamaz bile. Çocuk kendini iyiden iyiye hansel ve gretel 'deki hansel ya da gretel'den biri zannetmeye başlamıştır. Sevmeyen bir anne-baba, başkasının çocuğu olan 6 yaşındaki yaramaz çocuk, bir sürü oyuncak ve çikolata, hem de sarı kağıtlı olanlardan.

Çocuğun yaşaran gözleri, kuşkulu surat ifadesi anne-baba-amca-teyze dörtlüsünü iyice gaza getirir, biraz daha yüklenilir çocuğa, hatta anne ve teyze pazarlık bile yapabilirler bu arada, "biz bu çocuğa 6 yıldır para döktük o kadar, kaç tane ayakkabı aldık haberin var mı senin?" diyerek, çocuğa nakit karşılığı olan bir bedel de biçilebilir. Biraz daha sürer bu densizlik...

Meyve tabaklarındaki meyveler biter, bıçaklar ortadaki büyük sehpanın üzerindeki büyük tabağa uçları masanın ortasına gelecek şekilde bırakılır. "Hadi biz artık kalkalım" der anne ve baba. Çocuk son kez bakmak ister onlara, 6 yıllık emekleri vardır ne de olsa üzerinde. Sonra yüzünü çevirir, türk filmlerindeki fakir ama gururlu genç gibi.
Densizlikleri bitmeyen muhteşem dörtlü, anne-baba kapıya gidene kadar da devam ettirirler bu saçmalıklarını. Sonra ayakkabılar giyilir, çocuk salonda oturmakta, "ben ne sevilmeyen bir insanmışım" diye küçük küçük damlalarla ağlamakta, sonra da kolunun kenarına silmektedir o yaşları, amca ve teyzenin onu evlat edinmesine neden olan şirinliğini kaybetmemek için.
kapı açılır, anne-baba yüksek sesle "hadi biz gidiyoruz" derler, çocuğa duyurmak istercesine, amca-teyze de "gidin tabi. gelip görebilirsiniz çocuğu istediğiniz zaman" diye devam ederler bu yüksek volümlü konuşmaya.

sonra anne ya da babadan biri içeriye girer. "ah canım, nasıl da oturuyor bak amcası-teyzesi" diye sevimli hale getirmeye çalışır durumu, "hadi hadi gel" der çocuğa, "bu seferlik de bizim çocuğum ol, ama bir daha yaramazlık yapmak yok" .

Çocuk, "tamam, bir daha yaramazlık yapmayacağım, söz" der. giderler.

Çocuk bir daha yaramazlık yapmaz belki, ama kolay kolay da kabullenemez anne-babasının "seni sevmiyoruz artık" demesini ve gülmesini ardından amca-teyzeyle bakışarak. arada bir ona kızdıklarında düşünür, "gerçekten sevmiyorlar mı acaba?" diye.
Aklının köşesinde bir yerlerde kalır, "bir gün başkasının çocuğu olsam, ne değişik olurdu herşey, kim bilir?" der bazen.

o 6 yaşındayken anne-babası daha küçük daha yaramazdır belki de, düşünmez onu nasıl üzeceklerini. Ama o büyür, eşek kadar olur, fakat eşek değilse yapmaz kendi çocuğuna böyle şakalar. yapmaz di mi?
 
posted by bokumda boncuk var at 3:09 ÖS | Permalink |


0 Comments:


eXTReMe Tracker