Pazartesi, Ocak 02, 2006
sürünün neresindeyiz?
Herkes "yaşıyor".

Kimi gününü son model arabasında kızlarla gezerek, geceleri barlarda, sabahları yatakta noktalıyor; kimi ekmek peşinde saatlerce ter döküyor, kazandığını harcıyor; kimi aşk-devrim diyor, zora gelince aşkını yaşıyor, devrimini bırakıyor kenara; kimi işkence tezgahlarından geçiyor, umursamıyor; kimi gün geçsin de yenisi gelsin bakalım diyor, kimi ise sadece nefes alıyor, sadece yaşıyor. Ama herkes "yaşıyor".

Yaşarken neredeyiz acaba diğerlerinin içinde?

En iyi gözlemleyebildiklerim çevremdekiler, tanıyıp tanımamam önemli değil, bir şekilde aynı yaşam alanında var olduğumuz insanlar; okuldaki binlerce, semtimdeki yüzlerce insan, her gün aynı otobüse bindiklerim, her gün alışveriş yaptığım marketin kasasındaki genç kadın, geceleri garip bir telaş içinde çöplerimizi kapının önünden alıp giden çöp arabasının içindekiler, hayattakiler, yaşayanlar, yaşıyoruz.

kocaman bir komüniteyiz, etkileşimlerimiz sınırlı olsa da, bir sürünün içinde devam ediyoruz yaşamaya, birçok farklı türün yer aldığı bir sürü bu. çok çeşit, çok renk demek, renkler siyah ve beyazlaştırılmaya çalışılsa da, korumak isteyenler de var yine.

Neresindeyiz bu sürünün? En bol renkliler en dışardalar, sürünün güzelliğini dosta düşmana göstermek ister gibi, aşk kırmızısı, fıstık yeşili, hardal sarısı, alacalısı, kilim desenlisi, alternatifi, pastel boyalısı, fosforlusu... Sürünün dışında durmayı seviyorlar bu saydıklarım, aralarda kaybolmaktan, siyah ve beyaz olmaktan korktukları için en dış halkalarında yer alıyorlar sürüdeki diğer türlerin.

Bir de siyah ve beyazlar var. Keskin çizgileri olanlar, at gözlüğüyle dolaşanlar, düşünmeden kabul edenler, sormayanlar, sorgulamayanlar. Bunlar da sürüde yaşıyorlar. Nefes de alıyorlar, pahalı arabalarda da geziyorlar, sürünün ise tam ortasına, mümkün olduğu kadar ortasına kaçıp orada kalmak istiyorlar onlar, ki kurt saldırdığında önce dıştakiler, renkli olanlar, dikkat çekenler, sivri olanlar parçalansın, biz kurtulalım diyorlar. ne mücadelede, ne düşünmede varlar, otluyorlar, ortadalar ya onlar, en güvendeler belki de onun için.

ama onlar ortada, diğerleri dışarda, diğerleri, renkli olanlar, fosforlular, morlar, allar, turuncular , gökkuşağının tüm renklerine sahip olanlar görebiliyorlar etraflarında olan bitenleri, merak ediyorlar, soruyorlar, öğreniyorlar, konuşuyorlar, dinliyorlar, iletişiyorlar... Onlar ki sürünün tüm renkleri çünkü, fakat onlar dışarda, fakat onlar korunaksız, fakat onlar saldırıya açık... kurt geldiğinde önce onlara saldırıyor, önce onlar can veriyorlar, onların kanları sel oluyor önce.

siyah ve beyazlar da meee, meeee diye devam ediyorlar, hep siyah ve beyaz kalmak isteyerek.

Sürünün ortasından çıkmanın zamanıdır, ey siyah, ey beyaz. Ne dersin?
 
posted by bokumda boncuk var at 3:15 ÖÖ | Permalink |


0 Comments:


eXTReMe Tracker